Piyano Eğitimi

EĞİTİM YAKLAŞIMI

15 yıldır eğitmen olarak, birbirinden çok farklı yatkınlıklara ve zorluklara sahip çok sayıda öğrenci ile çalışma olanağım oldu. Kendimin 22 yıl boyunca sürdürdüğüm piyano eğitimim süresince çalıştığım, birbirinden çok farklı ekollerden gelen çok sayıda eğitmenlerimle yaptığımız dersler, onların bana yaklaşımları; halen üzerinde düşündüğüm, sıklıkla hatırladığım ve paylaştığım anılardır. Öğretmenlerimden edindiğim, bende verimli sonuçlar doğurmuş yaklaşım biçimlerini öğrencilerimle deneyimlemek ve birlikte yeni yöntemler geliştirmek; mesleğimi heyecanla sürdürmemin en önemli nedenidir diyebilirim. Öğrencilik ve eğitmenlik sürecim boyunca biriktirdiklerim ve kendi eğitmenlik anlayışıma dair düşüncelerimi şöyle açıklamak isterim:

Piyano eğitiminde en temel unsur, eğitmen ile öğrenci arasında kurulan güven ilişkisidir. Öğrencinin, kendisini yanında rahat hissettiği bir eğitmeninin olması; bir ilk zorunluluktur. Kendisini rahatça ifade edemeyen, stres altındaki bir öğrencinin; çok öznel ve fiziksel/bilişsel/ruhsal anlamda çok üst düzey konsantrasyon ve çaba gerektiren bir eylem olan piyano çalmayı da rahatça yapması mümkün olmayacaktır. Bu yüzden, eğitmenin yaklaşımının, öğrenciyi rahatlatmak ve onu motive etmek yönünde olması gerektiği inancındayım.

Eğitmenin, mutlak bir otorite figürüymüş gibi ders vermesini, öğrencinin yaratıcılığını engelleyen ve öğrenciyi bir 'kalıp içine hapseden', güncelliğini yitirmiş bir yaklaşım olarak görüyorum. Eğitmen ve öğrenci, yaş farkları ve birikimleri arasındaki doğal farktan gelen doğal bir hiyerarşi içinde bulunurlar. Öğrencinin gelişimi için önerilerini, adım adım ve net şekilde öğrencisine ileten eğitmen; açıkladığı her detay için geçerli bir neden ortaya koyarsa ve önerileri için öğrencisini ikna ederse, sonuç çok daha verimli olur. Eğitmenin kural koyucu olmasındansa, ufuk açıcı olmasının; sorular sorarak, öğrencinin hayalgücünü farklı alanlar üzerinden aktive etmesinin ve müziğe farklı bakış açılarıyla yaklaşmasını sağlamasının gücüne inanıyorum. Kendi öğrencilerimle derslerimde de, dikte edici bir yaklaşımdansa, öğrenciye kulak veren ve onunla gerçek anlamda samimi bir iletişim kuran bu yaklaşımın çok daha iyi sonuçlar ortaya koyduğunu gözlemliyorum.

Her öğrencinin kendine özgü bir kişiliği, bedensel yatkınlıkları-zorlukları, kendine özgü bir duyuşu, zihninin hızı ve işleme biçimi vardır. Eğitmenin görevinin, önce, öğrencinin kendisinin doğuştan sahip olduğu niteliklerini keşfetmesini ve kabul etmesini sağlamak; ardından bu mevcut niteliklerini nasıl geliştireceğine dair yol haritası çizmek ve öğrencisine çözümler üretmek olduğuna inanıyorum.

"Piyano çalmak, asla sadece piyano çalmak değildir." İster başlangıç düzeyinde piyano çalan birisi, ister en üst düzeyde virtüöz seviyede bir profesyonel piyanist olsun; piyano çalmak, herkes için öznel bir deneyimdir. Üstelik de hayatımızın farklı dönemlerinde, biz değişirken, piyanoya yaklaşımımız da çalışımız da değişir. O yüzden "sonlu" olmayan, "sabitlenemez" bir deneyimdir piyano çalmak; ve her şeyden önce, kendimizle tanışmak için bir fırsat yaratır diye inanıyorum.

Zihin hızımızı kontrol etmek, kendimize dışarıdan bakabilmek, enstrüman çalarken öğrendiklerimiz arasındadır. Kendimizin 'içeriden' duyumsadığımız halimiz ile; bu içimizdeki gerçekliğimizin 'dışarıya' nasıl farklı yansıdığını anlamak; piyano/enstrüman çalma deneyimiyle mümkün olabilir ve kişiliğimizde, hayatla ilişkimizde önemli bir kırılma noktası yaratır.

Piyano eğitiminin amacının, sadece hatasız-mükemmel sesler elde etmek değil; müziği anlayarak ve hissederek, kendi kişisel fikirlerimizi yaratmak ve öznel bir yorum geliştirmek olduğuna; bu harika amaç için azimle çalışırken de kendi iç dünyamızda derinleştiğimize inanıyorum.